How will we survive when the population hits 10 billion? | Charles C. Mann

How will we survive when the population hits 10 billion? | Charles C. Mann
    Watch the video

    click to begin

    Youtube

    Çeviri: Cihan Ekmekçi Gözden geçirme: Figen Ergürbüz
    Nasılsınız?
    Hayır, hayır, demek istediğim...
    homo sapien olarak...
    (Kahkahalar)
    ''biz'' nasılız?
    (Kahkahalar)
    Bu soru genellikle şu şekilde cevaplanıyor.
    İnsan fiziksel refahına ilişkin bir ölçüm seçiyorsunuz:
    ortalama ömür süresi, günlük ortalama kalori,
    ortalama gelir, ortalama nüfus, bu tür şeyler,
    sonra zaman içindeki durumunu grafikle gösteriyorsunuz.
    Neredeyse her zaman aynı sonucu alıyorsunuz.
    Yüz binlerce yıl grafik çizgisi tekdüze ilerliyor,
    sonra 19 ve 20. yüzyılda inanılmaz şekilde yukarı çıkıyor.
    Veya bir tüketim ölçümü seçiyoruz:
    enerji tüketimi, içme suyu tüketimi,
    dünya fotosentezi tüketimi gibi
    ve zaman içindeki değeri için bir grafik.
    Aynı şekilde, bin yıl boyunca çizgi çok hafif bir yükseliş gösterirken
    19 ve 20. yüzyılda inanılmaz bir yükseliş gösteriyor.
    Biyologlar buna salgın diyor.
    Bir popülasyon veya tür
    doğal seçilimin sınırlarını aştığında salgın gerçekleşiyor.
    Doğal seçilim, popülasyon ve türleri
    kabaca tanımlı sınırlar içinde tutuyor.
    Böcekler, parazitler, kaynak eksiklikleri aşırı yayılmalarını önler.
    Ancak arada sırada bir tür sınırlarını aşar.
    Hint Okyanusu'nda Acanthaster planci denizyıldızı,
    Büyük Göller'deki zebra midyeleri, Kanada'daki spruce kurdu.
    Popülasyonlar patlama yapar, yüzlerce, binlerce
    hatta milyonlarca katı.
    Biyolojiden temel bir ders:
    doğada salgınlar hiçbir zaman iyi sonuçlanmaz.
    (Kahkahalar)
    İki tane tek hücreliyi besin dolu bir petri kabına koyun.
    Toprak veya su, doğal habitatlarında çevre onları kısıtlar.
    Bir petri kabında ise kahvaltı ziyafeti içindeler
    ve doğal hiçbir düşman yok.
    Tekrar tekrar beslenip ürerler,
    petri kabının kenarına kadar çoğalırlar,
    bu noktada ya kendi atıkları içinde boğulacaklar,
    ya açlıktan ya da her ikisinden ölecekler.
    Salgın her zaman kötü sonuçlanıyor.
    Biyoloji bakış açısıyla
    bizler petri kabındaki tek hücreliden temel olarak farklı değiliz.
    Özel değiliz.
    Bizi farklı kıldığını düşündüğümüz tüm o gösteriş,
    sanat, bilim, teknoloji... Bunların bir önemi yok.
    Biz de salgın bir türüz,
    biz de o petri kabının kenarına dayanacağız, bu kadar basit.
    Apaçık şöyle soruyorsunuz: Bu gerçekten doğru mu?
    Petri kabının kenarına dayanmaya mahkum muyuz?
    Bu soruyu şimdilik bir kenara bırakıp
    başka bir soru sormak istiyorum.
    Eğer biyolojiden kaçacaksak bunu nasıl yapacağız?
    2050 yılında,
    dünyada neredeyse 10 milyar insan olacak
    ve bu insanların her biri bizim istediğimiz şeyleri isteyecek:
    güzel arabalar, kıyafetler, güzel evler,
    Toblerone'un büyük parçası.
    Bir düşünün: 10 milyar insan için Toblerone.
    Bunu nasıl yapacağız?
    Herkesi nasıl besleyeceğiz, herkese nasıl su sağlayacağız,
    herkese elektrik sağlayıp iklim değişikliğinden nasıl kaçınacağız?
    Ben bilim gazetecisiyim
    ve bu soruları araştırmacılara yıllardır soruyorum,
    tecrübeme göre yanıtları iki sınıfa ayrılıyor,
    bunlar ''büyücüler'' ve ''kahinler.''
    Büyücüler, teknoloji guruları
    düzgün bir şekilde uygulandığında bilim ve teknolojinin
    bizi bu ikilemden kurtaracağına inanıyor.
    ''Zeki olun, daha fazlasını yapın.
    Bu sayede herkes kazanır.''
    Kahinler bunun neredeyse tam zıttına inanıyor.
    Onlara göre dünya, çiğneyerek sonumuzu getirdiğimiz sınırlarla dolu
    temel ekolojik süreçler tarafından yönetiliyor.
    ''Daha az kullan, sakla.''
    ''Yoksa herkes kaybedecek.''
    Büyücüler ve kahinler uzun yıllardır birbirileriyle çatışıyorlar
    ama iki grup da teknolojiyi başarılı bir gelecek için önemli buluyor.
    Sorun şu ki bahsettikleri teknoloji ve gelecekler
    birbirinden çok farklı.
    Büyücüler pırıldayan süper etkili mega şehirler tasvir ediyor,
    hiç dokunulmamış dev doğa alanlarıyla kaplı,
    atomlardan parçalara geçiş yapmış ekonomiler,
    artık doğayı sömüremeyecek
    kapitalist toplumları ortadan kaldırmış.
    Büyücüler için enerji nükleer santrallerden gelecek;
    yiyecekler, robotların ilgilendiği süper verimli,
    GDO'lu ekinler yetiştiren küçük çaplı çiftliklerden;
    su ise çok verimli tuzdan arındırma tesislerinden gelecek,
    yani artık nehir ve yer altı su havzalarını sömürmeyeceğiz.
    Büyücülere göre 10 milyar birey
    süper yoğunluklu ama yürünebilir mega şehirlerde olacak,
    en üst insan beklentisi ve en üst insan özgürlüğüne dair
    şehirleşmiş bir dünya.
    Kahinler bunun her kısmına karşı çıkıyorlar.
    Onlara göre yiyecek ve suyu görünmez kılamayız.
    Küçük parçalar yiyemeyiz
    ve endüstriyel tarım zaten bize dev bir toprak erozyonuna mal oldu,
    dev kıyısal ölü bölgeler ve mahvolmuş toprak mikrobiyonları.
    Büyücüler, daha fazlasını mı istiyorsunuz?
    Peki ya o tuzdan arındırma tesisleri?
    Aynı ölçüde dev miktarlarda toksit tuz üretiyorlar
    ve bundan kurtulmak imkânsız.
    O mega şehirlere ne demeli?
    Şu an bana dünyada Tokyo dışında
    yozlaşma ve eşitsizlik çukuru olmamış
    tek bir mega şehir söyleyebilir misiniz?
    Kahinler daha küçük, birbirine bağlı topluluklar için dua ediyorlar,
    toprağa daha yakın,
    insan etkileşiminin en üst düzey olduğu daha tarımsal bir dünya
    ve azalmış kurumsal kontrol.
    Bu versiyonda çok daha fazla insan kırsal alanda yaşıyor,
    mahalle çapında uzaktan bakınca gözden kaybolan
    güneş ve rüzgar enerjisi sistemleri var,
    Kahinler dev tuzdan arıtma tesislerinden su elde etmezler.
    Suyu yağmurdan elde ederler
    ve sonsuza kadar bunu geri dönüştürürler.
    Yiyecek ise ağaç ve yumru köklere dayanan
    küçük ölçekli çiftlik ağlarından geliyor,
    buğday ve pirinç gibi daha az verimli tahıllardan değil.
    Hepsinden ötesi kahinler, insanların alışkanlıklarını değiştirdiğini öngörüyor.
    İşe arabayla gitmiyorlar, yenilenebilir elektrikli trene biniyorlar.
    Her sabah 30 dakika sıcak duş almıyorlar.
    Michael Pollan'ın söylediği gibi yemek yiyorlar:
    gerçek besin, çoğu bitki ve çok fazla değil.
    Dahası, kahinlere göre doğanın kısıtlamalarına uyum sağlamak
    daha özgür, demokratik ve sağlıklı bir yaşam şekline yön veriyor.
    Büyücüler tüm bunları boş laf olarak görüyor.
    Bunun darlık, gerileme ve küresel yoksulluğa yol açacağı kanısındalar.
    Onlara göre kahin tarzı tarım sadece insan alanını kapsıyor
    ve daha çok insanı düşük ücretli tarımsal işçiliğe çekiyorlar.
    Mahalle yönetimli güneş tesisleri ise,
    kulağa harika gelse de
    şu an var olmayan bir teknolojiye dayanıyorlar.
    Bu bir fantezi.
    Peki ya geri dönüşümlü su? Büyüme ve gelişme için bir fren.
    Bunların da ötesinde büyücüler,
    kahinlerin geniş çaplı sosyal mühendislik vurgusuna itiraz ediyorlar,
    bunu aşırı demokrasi karşıtı olarak görüyorlar.
    Son iki yüzyıllık tarih dizginlenmemiş bir büyümeyse
    gelecek yüzyılın tarihi de
    bu iki yol arasında tür olarak yaptığımız seçimlerden ibaret olabilir.
    Bunlar bir şekilde çocuklarımızın nesli tarafından
    çözümlenecek olan sorular,
    10 milyarlık bir dünyaya gelecek olan nesil.
    Ama durun, bu noktada biyologlar bu durumu öylesine kınayacaklar ki
    benim sesimi duyan olmayacak.
    Bunların hepsini söyleyecekler, büyücü ve kahin senaryolarını...
    bu boş bir hayal.
    Hangi hayali yola koyulduğunuzun bir önemi yok.
    Doğada salgınlar iyi sonuçlanmaz.
    Tek hücreli, petri kabının kenarının yaklaştığını fark edip şöyle demiyor:
    ''Hey millet, toplumu değiştirme zamanı''
    Hayır, delip geçmesine izin veriyorlar.
    Çünkü hayat böyle ve biz de hayatın bir parçasıyız.
    Aynısını biz de yapacağız. Bununla yüzleşin.
    Darwin'in takipçilerindenseniz bunu hesaba katmanız lazım.
    Temel karşı yaklaşım dönüp dolaşıp şuna geliyor: ''Biz özeliz.''
    Ne kadar saçma.
    (Gülme sesleri)
    Bilgiyi toplayabilir, paylaşabilir
    ve bunu geleceğimiz için kullanabiliriz.
    Ama bunu gerçekten yapıyor muyuz?
    Birikmiş ve paylaşılmış bilgilerimizi uzun vadeli refahımızı garantilemek için
    kullandığımıza dair hiçbir kanıt var mı?
    Hayır demek çok kolay.
    Eğer büyücüyseniz
    ve süper üretken, GDO'lu ekinlerin yarının dünyasında
    herkesi doyurmak için kilit olduğu kanısındaysanız
    şunu bilin ki bu ürünlerin tüketiminin güvenli olduğuna dair
    bilim insanlarının 20 yıllık çalışması
    insanlara bu teknolojiyi kabul ettiremedi.
    Eğer kahinseniz
    ve bugünün içme suyu kıtlığını çözmek için
    onu boşa harcamaktan vazgeçmemiz gerektiğini düşünüyorsanız
    şunu bilin ki tüm dünyada şehirler,
    hem zengin hem de yoksul yerler,
    sızıntılı veya kirli borular sebebiyle
    sularının bir çeyreğini rutin olarak kaybediyorlar.
    Kısa bir süre önce Cape Town neredeyse susuz kaldı.
    Cape Town sızan borulardan suyunun 1/3'ünü kaybediyor.
    Bu sorun yıllardır daha kötüye gidiyor
    ve konuyla ilgili şaşırtıcı derecede az şey yapıldı.
    Eğer büyücüyseniz ve o temiz, bol, karbonsuz nükleer enerjinin
    iklim değişikliği savaşında kilit olduğu kanısındaysanız
    şunu bilmelisiniz ki
    halkın nükleer enerji isteği giderek azalıyor.
    Eğer kahinseniz ve aynı soruna yönelik çözümünüz
    elektriği oradan oraya taşıyan mahalle yönetimli güneş tesisleri ise
    bilin ki dünyada hiçbir millet
    böyle bir teknoloji geliştirmek ve gerektiğinde kullanmak adına
    hiçbir kaynak temininde bulunmadı.
    Büyücü veya kahin, her iki taraftaysanız
    şunu da hesaba katın ki devasa iklim değişikliği tehditine rağmen
    fosil yakıtlarından kaynaklı yıllık enerji üretimi miktarı
    bu yüzyılın başından bu yana yaklaşık yüzde 30 arttı.
    Hâlâ tek hücrelilerden farklı olduğumuzu düşünüyor musunuz?
    Hâlâ özel olduğumuzu düşünüyor musunuz?
    Aslında ondan da kötüyüz.
    (Kahkahalar)
    Sokaklarda değiliz.
    Gerçekten, eğer tek hücreliler ve bizim aramızda bir fark varsa,
    kayda değer bir fark,
    bu fark bizim sanatımız, bilim ve teknolojimiz değil,
    sokaklara çıkabiliyor ve çığlık atabiliyor olmamız
    ve zamanla toplumun işleyişini değiştirebiliriz
    ama bunu yapmıyoruz.
    Büyücüler uzun yıllardır
    nükleer enerjinin iklim değişikliğinde kilit rol oynadığını düşünüyor.
    Ancak tarihin ilk nükleer yanlısı yürüyüşü iki yıldan kısa bir süre önce oldu
    ve geçmişteki nükleer karşıtı yürüyüşlerin yanında çok küçük kaldı.
    Kahinler de uzun yıllardır
    içme suyu kaynaklarını koruma yolunun
    içme suyu yaratan ekosistemleri mahvetmemek olduğunu söylüyor.
    Ancak insanlık tarihinde bir kez bile
    sokaklarda sızan borular konusunda sinirli protescular olmadı.
    Bu konudaki tek siyasi aktivite
    büyücü ve kahinlerin birbirleriyle kavga edip birbirlerini protesto etmesi,
    aslında temel olarak aynı fikirde olduklarını görmemeleri.
    Ne de olsa bu insanlar aynı şey için endişe ediyorlar:
    On milyon nüfuslu bir dünyada nasıl yaşayabileceğiz?
    O gerekli sosyal hareketi sağlamak, o önemli topluluğu bir araya getirmek
    ve bağırıp çağırmalarını sağlamak için gerekli ilk adım çok açık:
    büyücü ve kahinler bir araya gelecek.
    Peki bunca yıllık düşmanlık varken bunu nasıl yapacaksınız?
    Bir yolu şu olabilir:
    Her bir taraf diğerinin temel yaklaşımını kabul edecek.
    Nükleer enerjinin güvenli ve karbonsuz olduğu kabul edilecek,
    uranyum madenlerinin korkunç kirli olduğu da
    ve o külüstür trenlere büyük miktarda toksik atık koyup
    onları kırsal alanlarda dolaştırmanın berbat bir fikir olduğunu da.
    Bana göre bu oldukça hızlı bir şekilde
    küçük, mahalle ölçekli, geçici nükleer enerjinin
    biz yenilenebilir kaynaklar yaparken köprü olarak kullanılmasını sağlar.
    Veya genetiği değiştirilmiş ekinlerin güvenli olduğu kabul edilecek,
    endüstriyel tarımın dev çevre sorunlarına yol açtığı da.
    Bence bu hızlı bir şekilde bitki bilimcilerin
    ağaç ve yumru kök ekinlerine çok dafa fazla dikkat vermesini sağlar,
    bu da tahıllardan çok daha verimli olur,
    tahıllara göre daha az su kullanılır ve tahıllardan çok daha az erozyon olur.
    Bunlar yalnızca bir gazetecinden fikirler.
    Burada, bu salonda yüzlerce daha iyi fikir olduğundan eminim.
    Asıl nokta şu ki
    büyücü ve kahinler birlikte çalıştığında başarıya ulaşacakları çok yol var.
    Başarı da sadece hayatta kalmaktan çok daha fazlası demek,
    bu oldukça önemli.
    İnsan türü kendi salgınına karşın bir şekilde hayatta kalırsa,
    herkese yiyecek ve su sağlanırsa,
    herkese elekrik sağlanırsa,
    iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınırsak,
    bir şekilde biyomu güvence altına alırsak
    bu harika olurdu.
    Benim gibi katı bir kötümser için bile
    sanırım şöyle demek doğru olurdu:
    Belki de gerçekten özeliz.
    Teşekkürler.
    (Alkışlar)
    How to stay calm when you know you'll be stressed | Daniel Levitin Who are you, really? The puzzle of personality | Brian Little 15 Jobs That Will Disappear In The Next 20 Years Due To AI The Great Global Warming Swindle - Full Documentary HD Jordan Peterson at Room for Discussion 10 ways to have a better conversation | Celeste Headlee Robert Kiyosaki - The BUBBLE Will Burst! - How You Can Protect Yourself Former CIA Officer Will Teach You How to Spot a Lie l Digiday What does the universe sound like? A musical tour | Matt Russo Billionaires Top Security Systems - Documentary (2018)